Yıllara meydan okuyun
Bıçak altına yatmadan yüzlerinden ve vücutlarından yılların izlerini silmek isteyenler için bugün etkili çözümler var: Botox, kolajen ve büyüme hormonu ile size özel gençlik iksirleri yaratabilirsiniz!
Son yıllarda önce Amerika sonra Avrupa olmak üzere batıdan bize doğru gelen bir rüzgar var: Yüze enjekte edilen dolgu maddeleri ve orta yaş grubundaki insanlara yeni zindelik ve gençlik kazandıran Anti-Aging metodu.
Doğru seçim yapmak
Dolgu maddeleri arasında insan biyokimyasına uygun olanlar var, sığırlardan elde edilen kolajen türevleri var. Aralarında son yıllarda kendinden en çok bahsettiren ise, Botox. Botox aslında bir zehir; yüz kaslarını hareket ettiren sinirleri felç ettiği için kasların çekilmesiyle deri yukarı kalkması sistemine dayalı.
Botox nasıl etki eder?
Botox mucizevi bir ilaçmış gibi lanse edilmiş olsa da, aslında botolismus toksini adlı bir zehirden başka bir şey değil. Her yüzde mimik hareketleri yapan kasların sinirleri vardır. Yani bu sinirler kasları hareket ettirir. Yüzümüze rüzgar geldiği zaman yüz felci oluşur, dolayısıyla yüzümüzün o bölgesi hiç hareket etmez. Bu kaslar hareket etmeyince kişi ne gözünü kapatabilir, ne ıslık çalabilir. Örneğin kaşları hareket ettiren, sinirlerin yayıldığı bölgelere Botox (ürünün piyasa ismidir bu) enjekte edildiği zaman, kaşı hareket ettiren sinirin felç olmasına yol açar.
Doz çok önemli
Botox uygulamasında enjekte edilen dozların önemi çok büyük. Mesela bir tarafa az, bir tarafa daha çok Botox enjekte edilmişse, fazla enjekte edilen tarafta etki süresi uzuyor. Bu durumda Botox’u sık sık tekrarlamak gerekiyor.
Göz çevresine ve dış yanlarına Botox yapılmaz, çünkü sinir yoktur, etkisi de olamaz. Sinir olmayan bölgelere Botox vermek, cildin terleme fonksiyonunu da ortadan kaldırıyor. Oysa terleme fonksiyonunu ortadan kaldırmak, o bölgenin oksijen alışverişini de devre dışı bırakıyor. Oksijen alışverişinin bozulması ise, o bölgenin daha hızlı yaşlanmasına sebep oluyor. Deri bu bölgede bir süre sonra parşömen gibi gevşeyip, büzülüyor. Bir noktada geçici bir çözüm gibi görünen bu işlem, daha ileri aşamalarda hastanın karşısına yaşlanmayı hızlandırıcı bir faktör olarak çıkıyor.
Anti Aging: Yaşlılığa karşı koymak!
İnsanlığın en büyük sorunu yaşlanmak ve buna bağlı olarak ömrün kısalması. Son günlerin bu bağlamda dünyadaki en güncel konusu ise, Anti-Aging, yani yaşlılığa karşı koymak!
Growth hormonu
Anti-Aging tedavisinin önemli bir parçası olan ve hücre fonksiyonlarını artıran growth hormonun en önemli yararları şöyle sıralanıyor: Hafızayı güçlendiriyor, vücudun iyileşme kabiliyetini artırıyor, saçları güçlendiriyor ve dökülme durduruyor, uyku sorununu ortadan kaldırıyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, daha elastiki bir cilt kazandırıyor ve kırışıklıkları yok ediyor.
Kür altı ay içinde kendini açıkça gösteriyor. Hasta, saçının güçlendiğini, tırnaklarının kırılmadığını, enfeksiyonlara karşı daha dirençli olduğunu, yaşam isteğinin arttığını görüyor. Düzenli bir takip içinde olan hastaya, ki uzmanlar Anti-Aging için gelen kişilere hasta gözüyle bakmıyor, belirli aralıklarla ölçümler yapılıyor ve hormon düzeyine göre gerekli görülürse growth hormon yeniden enjekte ediliyor.
Çizgilere karşı kolajen
Botox dışında çeşitli dolgu maddeleri bulunuyor. Hastalar hatalı bir seçim yapıp, kendilerine uygun olmayan bir yöntem uygulattıktan ve yanıldıktan sonra anlıyor durumu. Örneğin bazılarının yüzüne silikonlar enjekte ediliyor. Bunların temizlemesinde çok büyük sorunlar yaşanıyor. Çünkü bu maddeler dokuların içine yerleşmiş, lenf dolaşımını bozmuş, his kayıplarına yol açmış oluyor.
Daha önceki yıllarda silikon çok yaygın olarak kullanılıyordu. Dokuların içine nüfus ettiği ve çıkarmak mümkün olmadığı için zamanla yer çekimine bağlı olarak derinin üst tabakalarına kızararak çıktığı ve his kaybına neden olduğu için, kullanılmamaya başlandı. Katı silikon, örneğin memede kullanılıyor ama sıvı olarak dudak içine artık verilmiyor.
Kolajenle yüzdeki çizgiler gideriliyor. Bu maddeler enjekte edildiği yerde 6 ay kadar kalabiliyor. Ayrıca kolajenle dudaklara hat veriliyor, dolgunluk kazandırılıyor. Ancak dudak çok hareketli bir bölge olduğu için, buraya enjekte edilen maddeler uzun süreli kalmıyor. Kişinin kendi vücudundan alınıp doldurulan yağların yüzde 60-70?i emiliyor. Yağ ve deri zerrelerinden oluşan doku kokteylleri yanaklara ve dudakla burun arasındaki oluklara dolduruluyor. Ne var ki kalıcı olmadıkları için, birkaç kez tekrarlanması gerekiyor. Organizmanın yaşlanması, hastanın kilo alıp vermesi, beslenme, faktörü, sigara bu süreyi etkiliyor.
Kolajende yan etki, alerjik reaksiyonlar oluyor. Çok miktarda enjekte edildikleri zaman bazen yağ kistlerinin oluşmasına neden olurlar. Kolajen derinin solunumunu bozabiliyor ama, zaman içinde emildikleri için yan etki güçlü olmuyor. Ama bazıları emilmedikleri için zamanla yabancı cisim reaksiyonlarına yol açabiliyor.
23.12.2009 15:13:43
Diğer Haberler